YABANCI DİL ÖĞRETMEK VE ÖĞRENMEK

NEDEN YABANCI DİLİ ÖĞRETEMİYOR VE ÖĞRENEMİYORUZ???

2001’den bu yana İngilizce öğretiyorum. Bazen belki de öğrettiğimi zannediyorum…

Yabancı dili en etkili öğretme metodu nedir diye hep düşünürüm? Yabancı dil kurslarında çalıştığım zamanlardan bu yana çok farklı yaş gruplarının İngilizce derslerine girdim. Sınav odaklı derslere, konuşma derslerine, yabancı dilden sınava girecek öğrencilerin İngilizce derslerine girdim. Elimden geleni yaptığımı düşünerek çoğu öğrencimin başarılı olmasını sağladım. Ama iletişimsel olarak ne kadar İngilizce öğrenebildiler? Bilmiyorum.. Çünkü sınav odaklı çalışma sisteminde yetiştirmeniz gereken bir müfredat var. Ayrıca dil öğrenmek isteyen herkes standart öğretme modelinde öğrenemeyebilir. Standart bir sistem ve standart kelimeler var. Bütün bunlar görsel, işitsel, dokunsal olan öğrenme modellerine uyarlanmadıktan sonra çok da bir önem arz etmeyebiliyor.

Dil öğretmek terimi de yıllardır kafamı kurcalamıştır. Biz ana dilimizi “edindik” ana dilimizi “öğrenme” aşamasını okuma ve yazmayı çözdükten sonra gerçekleştirdik. Yabancı dili edinmek de bu yolla olursa çok daha iletişimsel ve kalıcı olacaktır. Dil bilgisi sonra da geliştirilir. Türkiye’de önce öğrencilerimize tense’leri yani zamanları öğretip yeterli sayıda kelime vermeden tense’leri ve dil bilgisini öğrenerek konuşmalarını bekliyoruz. Öğrencilerimize yabancı dil becerilerini edindirmek hedef olmalıdır. Yabancı dil becerileri, dinleme ve dinlediğini anlama, konuşulanı anlama ve konuşma, okuma ve okuduğunu anlama, yazılanı anlama ve yazma becerileridir.

“Anlıyorum ama konuşamıyorum” diye bir durum söz konusu değildir. Anlayan konuşabilir. Konuşan iletişime geçebilir. Çok üzgünüm; konuşamıyorsan bil ki ne söylendiğini de tam olarak anlayamıyorsundur.  Türkiye’de diğer derslerde olduğu gibi İngilizcenin de “okulda öğrenirim, sınavını geçerim ve sonra bir daha karşıma çıkmaz” mantığıyla algılandığını düşünüyorum. Durum böyle olunca öğrencilerimiz ve eğitmenlerimiz yabancı dili çocuğun hayatına entegre etme çabasına da düşmeyebiliyorlar. Eğer kariyerinde yabancı dili kullanacaksa yurt dışında eğitim alır görüşü hüküm sürüyor. Oysaki, bu dijital çağda gündelik hayatımıza İngilizceyi dahil etmek hatta ve hatta diğer dilleri de edinmek çok daha kolay. İnternette ve akıllı telefonlarda çok fazla uygulama var. Diziler, filmler İngilizce alt yazıyla izlenebilir. Özellikle bebeğiniz ya da küçük çocuğunuz varsa, evde sürekli açık olan yabancı programlar onları yabancı dile maruz bırakacaktır. Yabancı dile kulağı aşina olan çocuklar küçük yaştan itibaren İngilizceyi daha kolay öğrenebilecektir. Bu etkinlikleri bir zorunluluk olarak değil de normal hayatın akışı gibi uygulamak avantaj sağlayacaktır. Bu aşamada aileleri de bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak gerekecektir.

Ülkemizde İngilizce eğitimlerde yıllardır tespit ettiğimiz bir diğer engel teşkil eden unsur da, yabancı dil öğretirken okullarda eğitmenlerimizin sadece yapılan hatalara odaklanıp öğrencinin cesaret seviyelerini düşürebilmeleridir. Tabii ki, öğretmek için hata düzeltilebilir. Ama şu da göz önüne alınmalıdır, biz ana dilimizi hata yapa yapa edindik ve okul çağlarında dilbilgisi ile detaylandırdık. Yabancı dil eğitimine de bu şekilde bir yaklaşım geliştirmek daha “organik” olacaktır.

Eğitmenlerimizin bu anlamda öğrencilere motivasyon sağlamaları gerekmektedir. Farklı içerikte, yaşlarına göre, ilgi alanlarına göre yardımcı materyaller hazırlanmalıdır. Öğrencilerimizin yabancı dili cesur biçimde kullanmaları için kelime hazneleri geliştirilmelidir. Kelime haznesi olmayan kişi sadece dilbilgisi ile konuşamaz. Dünya insanı, iletişimsel bireyler yetiştirmek hedef olmalıdır. Şu anda dünyada pek çok geri kalmış diyebileceğimiz ülkelerin gençleri dahi iletişimsel olarak İngilizceyi etkili biçimde kullanabiliyorlar. Aksanları Amerikan ya da İngiliz İngilizcesi olmasa dahi bunu yapabiliyorlar. Ülkemizde üniversite yaşına kadar öğrencilerimiz 950 saat İngilizce ders almalarına rağmen üniversite çağına geldiklerinde hala “anlıyorum ama konuşamıyorum” diyorlar. Bu da kulağa çok ilginç geliyor.

Fulden Ekizler Eğitim ve Gelişim Akademisi olarak, biz de öncelikle öğrenci ve velilerimizde farkındalık ve bilinç oluşturmaya çalışıyoruz. İngilizce atölyelerimizde öğrencilerimizle birebir İngilizceyi konuşarak ve onlara İngilizce dinleterek yabancı dili geliştirmelerine olanak sunuyoruz. İngilizcenin yaşamın içinde “olmazsa olmaz” olduğunu, İngilizceyi her yerde arkadaşlarıyla konuşarak pratik yapabileceklerini; kısacası yabancı dil becerilerini edindirmeyi hedefliyoruz. Shopping yaparken, Minecraft ile çizim yaparken, Science öğrenirken, Halloween kutlarken, parkta koşarken, cooking etkinliği yaparken yabancı dili kullanarak geliştirmelerini sağlıyoruz. Farklı içerik ve etkinlikler bütün öğrencilerin öğrenme modellerini içeriyor ve ilgilerini çekiyor. Her haftanın kelime içeriği de konularla bağlantılı bir biçimde veriliyor. İngilizceyi fark etmeden aynı ana dilimizi edindiğimiz gibi beceri edinme modeliyle öğreniyorlar.

Bundan sonra neden İngilizceyi daha iyi öğretemeyelim ki? Dinleyin ve bol bol kelime öğrenip konuşun…Daha çok yabancı dil, daha iyi yarınlar…

Fulden Ekizler Eğitim ve Gelişim Akademisi

Kurucu Eğitim Danışmanı

Profesyonel Koç

NLP Uzmanı

ESaC-ETaC Duygusal Zeka Uzmanı

Denizli


Yaşam Koçu Eğitim Danışmanı NLP Uzmanı Bilinçaltı Kodlamalar Öğrenci Koçluğu Ebeveyn Koçluğu Ebeveyn Eğitimi Eğiticinin Eğitimi Kaygı Yönetimi Takım Koçluğu Kurumsal Danışmanlık Bireysel Seanslar Motivasyon Eğitimi Algı Yönetimi Duyusal Algı Denizli Yabancı Dil Atölyeleri İngilizce atölyeler Denizli Eğitim Seminerleri Denizli Hizmetiçi eğitimler Duygusal Zeka Denizli Akademik Kariyer Kariyer Koçluğu Kariyer Yönetimi